top of page

A New Bridge from Asia to the Mediterranean: The Geopolitical Meaning of the Türkiye–South Korea Agreement

  • Writer: SAVYNOR
    SAVYNOR
  • Dec 1, 2025
  • 14 min read


From Brotherhood to Strategic Partnership: The New Turkey–South Korea Energy Axis


The new memorandum of understanding signed between Türkiye and South Korea is not merely an economic engagement; it represents the emergence of a new strategic axis connecting the Asia-Pacific with the Mediterranean. Covering nuclear energy, the defense industry, LNG transportation, deep-sea technologies, digital infrastructures and green transformation, the agreement reflects both countries’ efforts to construct a new position for themselves within an increasingly multipolar global order. The MoU strengthens Türkiye’s Asia-oriented energy security and defense strategy while signaling South Korea’s ambition to open a new geoeconomic gateway into the Europe–Middle East corridor. Both countries demonstrate a clear intention to deepen their mutual dependence at a time when global supply chains are destabilized, energy security is being redefined and technological competition is accelerating.


 1. The SMR File: Why Did Türkiye Choose South Korea?


 One of the most critical dimensions of the agreement is the cooperation on Small Modular Reactors (SMRs). South Korea is among the world’s fastest advancing countries in this field alongside the United States and Japan. For Türkiye, SMR cooperation carries several layered strategic implications including diversifying its nuclear technology suppliers beyond Russia, integrating 300 to 400 MWe SMRs into Türkiye’s industrial zones, heavy consumption hubs and critical infrastructures and establishing low-carbon, flexible and modular production capacity for the post-2030 energy landscape. For South Korea, Türkiye serves as an ideal technological showcase located at the intersection of three continents and as a strategic bridge into the European and Middle Eastern markets.


 2. A New Phase in the Defense Industry: Combining the Capacities of Two Nations


 The defense component of the MoU expands the fields of cooperation between Türkiye’s leading companies such as Baykar, TUSAŞ, Roketsan and Aselsan and South Korea’s major actors including Hanwha, LIG Nex1, DSME and KAI. The scope of cooperation encompasses unmanned aerial systems, radar and electronic warfare technologies, advanced munitions, maritime surveillance sensors, coastal defense platforms and joint production and technology transfer mechanisms. This partnership can enhance Türkiye’s rising defense export capabilities by integrating South Korea’s high-technology industrial base, creating a more competitive and scalable production ecosystem for both nations.

 

3. LNG Transportation and Shipbuilding: Pacific Technology Reaches the Mediterranean


 South Korea is the world’s largest producer of LNG carrier vessels. In the context of Türkiye’s growing energy trade and its strategic position along the Mediterranean–Black Sea corridor, this cooperation has the potential to strengthen Türkiye’s LNG logistics architecture, facilitate jointly produced LNG carriers and FSRU projects, and expand access to competitive offshore platform technologies. The partnership also offers a shared platform for deep-sea pipeline systems, smart port technologies and heavy maritime industrial projects. This domain represents a tangible opportunity for Türkiye to increase its regional influence in energy security.

 

4. Digital Transformation and Green Energy: A Common Ground for the Technologies of the Future


The MoU includes cooperation on artificial intelligence, battery technologies, green hydrogen, energy storage systems and digital infrastructure, indicating that Türkiye’s post-2025 energy and technology agenda will increasingly converge with Asian standards. South Korea’s leadership in battery innovation and the hydrogen economy, combined with Türkiye’s expanding industrial base and logistical advantages, can establish a high-value and long-term technology corridor between the two countries.

 

5. A Geopolitical Reading: Who Welcomes This Alignment and Who Does Not?


 The agreement is not only technical but also a geopolitical move. Europe views Türkiye’s access to low-carbon technologies through South Korea as a positive development. Gulf countries see opportunities to integrate Türkiye–Korea cooperation with their regional projects. On the other hand Japan may interpret Korea’s deepening engagement with Türkiye in defense and technology as a competitive challenge. China will closely monitor Türkiye’s expanding partnership with Korea in the Asia-Pacific from the perspective of its own regional influence. The United States is likely to evaluate South Korea’s rapid strategic convergence with Türkiye in nuclear and defense fields with a cautious perspective. For Türkiye, this agreement reflects a multi-vector foreign policy approach that maintains its alignment with the Western alliance while simultaneously building strong partnerships in the Asia-Pacific.


Conclusion: The Beginning of a New Asia–Mediterranean Corridor


 The Türkiye–South Korea MoU is not just a commercial engagement; it lays the foundation for a new geopolitical corridor in energy, defense, digital infrastructure and advanced technologies. This partnership creates a new axis for Türkiye’s energy security and strategic industrial capacity, provides South Korea with direct access to the Europe–Middle East interface and establishes a technological and energy bridge connecting Asia to the Mediterranean. In a period of escalating global power competition, the timing of this cooperation should be viewed as a strategic success for both Ankara and Seoul. As SMR projects, LNG logistics and defense technologies begin to materialize, this axis will become increasingly visible in the coming years.


 

Asya’dan Akdeniz’e Yeni Köprü: Türkiye–Güney Kore Anlaşmasının Jeopolitik Anlamı

 

Kardeşlikten Stratejik Ortaklığa: Türkiye–Güney Kore Yeni Enerji Ekseni


Türkiye ile Güney Kore arasında imzalanan yeni mutabakat anlaşması, yalnızca ekonomik bir işbirliği değil; Asya-Pasifik ile Akdeniz’i birbirine bağlayan yeni bir stratejik eksenin doğuşu olarak okunuyor. Nükleer enerji, savunma sanayi, LNG taşımacılığı, derin deniz teknolojileri, dijital altyapılar ve yeşil dönüşüm başlıklarını kapsayan bu anlaşma, iki ülkenin çok kutuplu küresel düzende kendilerine yeni bir konum inşa etme arayışının somut bir adımı niteliğinde. MoU, Türkiye’nin enerji güvenliği ve savunma stratejisinde Asya yönelimini güçlendirirken, Güney Kore’nin de Avrupa-Orta Doğu hattında yeni bir jeoekonomik kapı açma çabasını yansıtıyor. Her iki ülke de küresel tedarik zincirlerinin sarsıldığı, enerji arz güvenliğinin yeniden tanımlandığı ve teknolojik rekabetin hızlandığı bir dönemde karşılıklı bağımlılığı derinleştirme iradesi gösteriyor.


1. SMR Dosyası: Türkiye Neden Güney Kore’yi Seçti?


 Anlaşmanın en kritik boyutlarından biri Small Modular Reactor (SMR) işbirliği. Güney Kore, bu alanda ABD ve Japonya ile birlikte dünyanın en hızlı ilerleyen ülkelerinden biri. Türkiye açısından SMR işbirliği, Rusya dışı bir nükleer teknoloji tedarikçisi ile çalışarak enerji portföyünü çeşitlendirmek, 300–400 MWe ölçekli SMR’leri Türkiye’nin sanayi bölgelerine, ağır tüketim merkezlerine ve kritik altyapılara entegre edebilmek ve 2030 sonrası enerji dönüşümünde karbon yoğunluğu düşük, esnek ve modüler üretim kapasitesi oluşturmak gibi çok katmanlı stratejik anlamlar taşıyor. Güney Kore için ise Türkiye, üç kıtanın kesişim noktasında bulunan ideal bir teknoloji vitrini ve Avrupa–Orta Doğu pazarlarına açılan stratejik bir köprü işlevi görüyor.


2. Savunma Sanayiinde Yeni Dönem: İki Ülkenin Kapasiteleri Birleşiyor


 MoU’nun savunma boyutu, Türkiye’nin Baykar, TUSAŞ, Roketsan ve Aselsan gibi şirketlerinin; Güney Kore’nin Hanwha, LIG Nex1, DSME ve KAI gibi devleriyle ortak çalışma alanlarını genişletiyor. İşbirliği çerçevesinde insansız hava araçları, radar ve elektronik harp sistemleri, mühimmat teknolojileri, deniz güvenliği sensörleri, kıyı savunma platformları ve ortak üretim-modelleri gibi alanlarda iki ülke arasında hem teknik hem ticari bir entegrasyon zemini oluşuyor. Bu ortaklık, Türkiye’nin savunma ihracatındaki yükselişine Kore’nin yüksek teknoloji altyapısını ekleyerek daha rekabetçi ve ölçeklenebilir bir üretim modeli yaratabilir.


 3. LNG Taşımacılığı ve Gemi İnşası: Pasifik Teknolojisi Akdeniz’e Taşınıyor


Güney Kore, dünyanın en büyük LNG taşıyıcı gemi üreticisi konumunda. Türkiye’nin büyüyen enerji ticareti ve Akdeniz–Karadeniz koridorundaki stratejik konumu düşünüldüğünde bu işbirliği, Türkiye’nin LNG lojistik altyapısını güçlendirebilecek, ortak üretimli LNG tankerleri ve FSRU projelerine kapı açabilecek, offshore platform ekipmanlarında daha rekabetçi teknolojik seçenekler oluşturabilecek bir potansiyel taşıyor. Aynı zamanda derin deniz boru hatları, akıllı liman teknolojileri ve ağır sanayi denizcilik projeleri açısından iki ülkeyi aynı masaya oturtma kapasitesine sahip. Bu alan, Türkiye’nin bölgesel enerji güvenliğindeki ağırlığını somut şekilde artırabilecek bir fırsat olarak öne çıkıyor.


4. Dijital Dönüşüm ve Yeşil Enerji: Geleceğin Teknolojileri İçin Ortak Zemin


 Mutabakat zaptında yer alan yapay zekâ, batarya teknolojileri, yeşil hidrojen, enerji depolama sistemleri ve dijital altyapı işbirliği; Türkiye’nin 2025 sonrası enerji ve teknoloji ajandasının Asya standartlarına yaklaşacağını gösteriyor. Güney Kore’nin batarya teknolojileri ve hidrojen ekonomisindeki liderliği, Türkiye’nin büyüyen sanayi altyapısı ve lojistik avantajıyla birleştiğinde iki ülke arasında yüksek katma değerli ve uzun vadeli bir teknoloji koridoru oluşturabilir.


5. Jeopolitik Okuma: Bu Yakınlaşmadan Kim Rahatsız, Kim Memnun?


Bu anlaşma yalnızca teknik değil, aynı zamanda jeopolitik bir hamle niteliği taşıyor. Avrupa, Türkiye’nin Kore üzerinden düşük karbonlu teknolojilere erişimini destekleyerek bu işbirliğini pozitif bir gelişme olarak görüyor. Körfez ülkeleri ise Türkiye–Kore işbirliğini kendi bölgesel projeleriyle entegre etme fırsatı olarak okuyor. Diğer yandan Japonya, teknoloji ve savunma alanında Kore’nin Türkiye ile yakınlaşmasını rekabet unsuru olarak değerlendirebilir. Çin, Türkiye’nin Asya-Pasifik’te Kore ile derinleşen işbirliğini kendi bölgesel etkisi açısından yakından takip edecektir. ABD ise Güney Kore’nin Türkiye ile savunma ve nükleer alanda hızlı yakınlaşmasını temkinli bir çerçevede değerlendirme eğiliminde olabilir. Türkiye açısından bu anlaşma, “çok yönlü dış politika” yaklaşımının bir yansıması niteliğinde; Ankara, Batı ittifakı ile ilişkilerini korurken aynı anda Asya-Pasifik’te güçlü bir ortaklık kuruyor.


 Sonuç: Yeni Bir Asya–Akdeniz Koridorunun Başlangıcı


 Türkiye–Güney Kore MoU’su, yalnızca ticari bir temas değil; enerji, savunma, dijital altyapı ve teknoloji alanlarında yeni bir jeopolitik koridorun temelleri. Bu ortaklık, Türkiye’nin enerji güvenliği ve stratejik sanayi kapasitesi için yeni bir eksen oluştururken, Güney Kore’yi Avrupa–Orta Doğu bağlantı noktalarına taşıyor ve Asya ile Akdeniz arasında enerji ve teknoloji üzerinden yeni bir köprü kuruyor. Küresel güç rekabetinin hızlandığı bir dönemde bu işbirliği, hem Ankara hem de Seul için bir zamanlama başarısı olarak okunmalı. İlerleyen dönemde SMR, LNG lojistiği ve savunma teknolojileri üzerinden devreye alınacak somut projelerle bu eksen çok daha görünür hâle gelecektir.

 


Une nouvelle passerelle de l’Asie vers la Méditerranée : la portée géopolitique de l’accord entre la Turquie et la Corée du Sud

 

De la Fraternité au Partenariat Stratégique : Le Nouvel Axe Énergétique Turquie–Corée du Sud


Le nouveau mémorandum d’entente signé entre la Turquie et la Corée du Sud ne constitue pas seulement une coopération économique. Il représente l’émergence d’un nouvel axe stratégique reliant l’Asie-Pacifique à la Méditerranée. Englobant l’énergie nucléaire, l’industrie de défense, le transport de GNL, les technologies de grande profondeur, les infrastructures numériques et la transition verte, cet accord reflète la volonté des deux pays de construire une nouvelle position dans un ordre mondial de plus en plus multipolaire. Le mémorandum renforce l’orientation asiatique de la Turquie en matière de sécurité énergétique et de stratégie de défense, tout en signalant l’ambition de la Corée du Sud d’ouvrir une nouvelle porte géoéconomique sur le corridor Europe–Moyen-Orient. Les deux pays manifestent une volonté claire d’approfondir leur interdépendance à un moment où les chaînes d’approvisionnement mondiales sont fragilisées, où la sécurité énergétique est redéfinie et où la concurrence technologique s’accélère.

 

1. Le dossier SMR : pourquoi la Turquie a-t-elle choisi la Corée du Sud ?

 

L’un des volets les plus déterminants de l’accord concerne la coopération autour des Small Modular Reactors (SMR). La Corée du Sud fait partie des pays les plus avancés dans ce domaine, aux côtés des États-Unis et du Japon. Pour la Turquie, cette coopération comporte plusieurs implications stratégiques telles que la diversification des fournisseurs de technologies nucléaires au-delà de la Russie, l’intégration de SMR de 300 à 400 MWe dans les zones industrielles, les centres de forte consommation et les infrastructures critiques du pays, ainsi que la constitution d’une capacité de production modulaire, flexible et faiblement carbonée pour l’après-2030. Pour la Corée du Sud, la Turquie représente une vitrine technologique idéale située au carrefour de trois continents et un pont stratégique vers les marchés européens et moyen-orientaux.


 2. Une nouvelle phase dans l’industrie de défense : la convergence des capacités des deux pays


 Le volet défense du mémorandum élargit les domaines de coopération entre les grandes entreprises turques telles que Baykar, TUSAŞ, Roketsan et Aselsan et les principaux acteurs sud-coréens tels que Hanwha, LIG Nex1, DSME et KAI. La coopération couvre les systèmes aériens sans pilote, les technologies radar et de guerre électronique, les munitions avancées, les capteurs de surveillance maritime, les plateformes de défense côtière ainsi que les mécanismes de production conjointe et de transfert technologique. Ce partenariat peut renforcer les capacités d’exportation croissantes de la Turquie en intégrant l’infrastructure technologique avancée de la Corée du Sud, créant ainsi un écosystème de production plus compétitif et plus évolutif pour les deux pays.


 3. Transport de GNL et construction navale : la technologie du Pacifique arrive en Méditerranée


 La Corée du Sud est le premier constructeur mondial de méthaniers. Dans le contexte de l’essor du commerce énergétique de la Turquie et de sa position stratégique sur le corridor Méditerranée–mer Noire, cette coopération peut renforcer l’architecture logistique du GNL en Turquie, faciliter la production conjointe de méthaniers et de terminaux FSRU et élargir l’accès à des technologies offshore compétitives. Le partenariat offre également un terrain commun pour les systèmes de pipelines en grande profondeur, les ports intelligents et les projets industriels maritimes lourds. Ce domaine représente une opportunité tangible pour la Turquie d’accroître son influence régionale en matière de sécurité énergétique.


 4. Transformation numérique et énergie verte : un terrain commun pour les technologies d’avenir


 Le mémorandum inclut une coopération dans l’intelligence artificielle, les technologies de batteries, l’hydrogène vert, les systèmes de stockage d’énergie et les infrastructures numériques, ce qui indique que l’agenda énergétique et technologique de la Turquie après 2025 s’orientera davantage vers les standards asiatiques. Le leadership de la Corée du Sud dans les technologies de batteries et dans l’économie de l’hydrogène, combiné à la base industrielle croissante de la Turquie et à ses avantages logistiques, peut établir un corridor technologique à forte valeur ajoutée et à long terme entre les deux pays.


 5. Lecture géopolitique : qui accueille ce rapprochement et qui s’en inquiète ?


 Cet accord constitue un mouvement géopolitique autant que technique. L’Europe perçoit positivement l’accès de la Turquie à des technologies bas carbone via la Corée du Sud. Les pays du Golfe y voient une opportunité d’intégrer cette coopération à leurs propres projets régionaux. En revanche, le Japon peut considérer l’engagement croissant de la Corée du Sud avec la Turquie dans les domaines de la défense et de la technologie comme un élément de concurrence. La Chine suivra de près le renforcement du partenariat Turquie–Corée dans l’Asie-Pacifique en tant que facteur influençant sa propre présence régionale. Les États-Unis évalueront probablement avec prudence la convergence stratégique rapide entre la Corée du Sud et la Turquie dans le domaine nucléaire et militaire. Pour la Turquie, cet accord reflète une approche de politique étrangère à multiples axes, maintenant l’alignement avec l’alliance occidentale tout en développant des partenariats étroits dans l’Asie-Pacifique.


 Conclusion : le début d’un nouveau corridor Asie–Méditerranée


 Le mémorandum entre la Turquie et la Corée du Sud ne constitue pas uniquement un engagement commercial. Il établit les fondations d’un nouveau corridor géopolitique dans les domaines de l’énergie, de la défense, des infrastructures numériques et des technologies avancées. Ce partenariat crée un nouvel axe pour la sécurité énergétique et la capacité industrielle stratégique de la Turquie, offre à la Corée du Sud un accès direct à l’interface Europe–Moyen-Orient et établit un pont reliant l’Asie à la Méditerranée à travers l’énergie et la technologie. Dans un contexte de concurrence mondiale accrue, le calendrier de cette coopération doit être considéré comme une réussite stratégique pour Ankara et Séoul. À mesure que les projets SMR, la logistique du GNL et les technologies de défense entreront en phase opérationnelle, cet axe deviendra de plus en plus visible dans les années à venir.



아시아에서 지중해로 이어지는 새로운 교량: 터키–대한민국 협력의 지정학적 의미

 

형제애에서 전략적 동맹으로: 터키–대한민국 새로운 에너지 축


터키와 대한민국이 체결한 새로운 양해각서는 단순한 경제 협력을 넘어 아시아 태평양과 지중해를 연결하는 새로운전략 축의 출현을 의미한다. 이 협력은 원자력 에너지, 방위 산업, LNG 운송, 심해 기술, 디지털 인프라, 녹색 전환을포괄하며, 다극화가 심화되는 국제 질서 속에서 양국이 자신들의 전략적 위치를 재구성하려는 의지를 보여준다. 이번양해각서는 터키의 에너지 안보 및 방위 전략에서 아시아 지향성을 강화하는 동시에, 대한민국의 유럽과 중동을 잇는새로운 지경학적 관문을 구축하려는 움직임을 반영한다. 공급망이 흔들리고, 에너지 안보가 재정의되며, 기술 경쟁이가속화되는 시점에서 양국은 전략적 상호의존을 심화시키려는 분명한 의도를 드러내고 있다.

 

1. SMR 협력: 터키는 왜 한국을 선택했는가


 이번 협력에서 가장 핵심적인 요소 중 하나는 소형모듈원자로(SMR) 분야의 협력이다. 대한민국은 미국과 일본과 함께 이 분야에서 세계적으로 가장 빠르게 발전하고 있는 국가 중 하나이다. 터키에게 SMR 협력은 러시아 외의 새로운원자력 기술 공급자를 확보하여 에너지 포트폴리오를 다변화하고, 300~400 MWe 규모의 SMR을 산업 지역과 고밀도 소비 지대, 주요 기반 시설에 통합하며, 2030년 이후 저탄소·고유연성·모듈형 에너지 생산 역량을 구축한다는 다층적 전략적 의미를 지닌다. 대한민국에게 터키는 세 대륙의 경계에 위치한 이상적인 기술 전시장이자 유럽과 중동 시장으로 진입할 수 있는 전략적 교두보이다.


 2. 방위 산업의 새로운 단계: 양국 역량의 결합


 이번 양해각서의 방위 산업 부문은 터키의 바이카르, TUSAŞ, 로케트산, 아셀산과 대한민국의 한화, LIG 넥스원, 대우조선해양, KAI 등 주요 기업 간의 협력 범위를 넓히고 있다. 협력 분야에는 무인기 체계, 레이더 및 전자전 기술, 정밀 탄약, 해양 감시 센서, 연안 방어 플랫폼, 공동 생산 및 기술 이전 모델이 포함된다. 이러한 협력은 터키 방산 수출의 성장세에 한국의 고도 기술 기반을 더함으로써 양국 모두에게 더욱 경쟁력 있고 확장 가능한 방위 산업 생태계를구축하는 역할을 할 수 있다.

 

3. LNG 운송 및 조선 산업: 태평양의 기술이 지중해로 이동하다


 대한민국은 세계 최대의 LNG 운반선 건조국이다. 터키의 확대되는 에너지 교역 규모와 지중해–흑해 연결축에서의전략적 위치를 고려할 때, 이번 협력은 터키의 LNG 물류 인프라를 강화하고, 공동 건조 LNG 운반선 및 FSRU 프로젝트를 실현하며, 경쟁력 있는 해양·오프쇼어 기술에 대한 접근을 확대할 수 있다. 또한 심해 파이프라인 시스템, 스마트 항만 기술, 중공업 해양 프로젝트에서 양국이 공동 플랫폼을 마련할 수 있는 기반을 제공한다. 이 분야는 터키가 지역 에너지 안보에서 영향력을 실질적으로 확대할 수 있는 중요한 기회가 될 수 있다.


 4. 디지털 전환과 녹색 에너지: 미래 기술을 위한 공동 기반


 양해각서는 인공지능, 배터리 기술, 그린 수소, 에너지 저장 시스템, 디지털 인프라 협력을 포함하고 있다. 이는 터키의 2025년 이후 에너지 및 기술 정책이 아시아의 표준과 더욱 수렴할 것임을 보여준다. 배터리 기술과 수소 경제에서선도적인 대한민국의 역량과, 산업 기반 및 물류 접근성이 확대되고 있는 터키의 강점이 결합될 경우 양국 간에는 장기적이고 고부가가치의 기술 협력 축이 형성될 수 있다.

 

5. 지정학적 해석: 누가 환영하고 누가 경계하는가


 이번 협력은 기술적 사건을 넘어 지정학적 움직임이기도 하다. 유럽은 터키가 한국을 통해 저탄소 기술에 접근하는 것을 긍정적으로 보고 있으며, 걸프 국가들은 이번 협력을 자국의 지역 프로젝트와 연계할 수 있는 기회로 평가한다. 반면 일본은 한국이 터키와 방위 및 기술 협력을 강화하는 것을 경쟁 요인으로 받아들일 수 있다. 중국은 터키와 한국의아시아 태평양 협력 심화를 자국의 지역 영향력 관점에서 면밀히 관찰할 것이다. 미국은 한국이 터키와 핵 및 방위 분야에서 빠르게 전략적 접근을 강화하는 현상을 신중히 평가할 가능성이 크다. 터키에게 이번 협력은 다각적 외교 정책을 구현하는 사례로서, 서방 동맹과의 균형을 유지하면서 동시에 아시아 태평양에서 강력한 파트너십을 구축하는 행보이다.


결론: 아시아–지중해 신 전략 회랑의 출발점


 터키–대한민국 양해각서는 단순한 상업적 접촉을 넘어 에너지, 방위, 디지털 인프라, 첨단 기술 분야에서 새로운 지정학적 회랑을 구축한다. 이 협력은 터키의 에너지 안보와 전략 산업 역량에 새로운 축을 형성하고, 대한민국에게는 유럽–중동 경계로의 직접적 접근을 제공하며, 아시아와 지중해를 에너지와 기술을 통해 연결하는 다층적 연결 축을 만든다. 글로벌 경쟁이 가속화되는 시점에서 이번 협력의 시기적 선택은 앙카라와 서울 모두에게 전략적 성과로 평가될수 있다. 향후 SMR, LNG 물류, 방위 기술 분야에서 구체적 프로젝트가 가시화될수록 이 전략 축은 더욱 분명하게드러날 것이다.

 

 

Новый стратегический коридор от Азии до Средиземноморья: геополитическое значение сотрудничества между Турцией и Республикой Корея


От Братства к Стратегическому Партнёрству: Новая Энергетическая Ось Турция–Южная Корея


 Недавно подписанный меморандум о взаимопонимании между Турцией и Республикой Корея выходит далеко за рамки обычного экономического взаимодействия. Это соглашение формирует новый стратегический вектор, соединяющий Азиатско-Тихоокеанский регион со Средиземноморьем. Оно охватывает такие ключевые области, как атомная энергетика, оборонная промышленность, транспортировка СПГ, глубоководные технологии, цифровая инфраструктура и зеленый переход, отражая стремление обеих стран переосмыслить свое стратегическое положение в условиях усиливающейся многополярности. На фоне нестабильных цепочек поставок, пересмотра подходов к энергетической безопасности и ускоряющейся технологической конкуренции Анкара и Сеул демонстрируют ясное намерение укрепить взаимную стратегическую взаимозависимость.


 1. Сотрудничество в области SMR: почему Турция выбирает Корею


 Одним из наиболее значимых элементов соглашения является сотрудничество в сфере малых модульных реакторов. Республика Корея является одним из мировых лидеров в этой области наряду с США и Японией. Для Турции партнёрство в сфере SMR имеет многослойное стратегическое значение. Оно позволяет диверсифицировать ядерный технологический портфель за пределы российского сотрудничества, интегрировать реакторы мощностью 300–400 МВт в промышленные зоны, крупные потребительские центры и критически важную инфраструктуру, а также создать гибкую низкоуглеродную энергетическую основу после 2030 года. Для Республики Корея Турция представляет собой стратегическую площадку на стыке трёх континентов и потенциальный вход в европейские и ближневосточные рынки.

 

2. Новый этап оборонного сотрудничества: объединение технологических преимуществ


 Оборонный компонент меморандума усиливает взаимодействие между ведущими турецкими компаниями, такими как Baykar, TUSAŞ, Roketsan и Aselsan, и корейскими корпорациями Hanwha, LIG Nex1, DSME и KAI. Сферы сотрудничества включают беспилотные системы, радиолокационные и радиоэлектронные технологии, высокоточные боеприпасы, морские системы наблюдения, прибрежные оборонные платформы, совместное производство и обмен технологиями. Сочетание быстро растущего турецкого оборонного экспорта и корейской технологической базы может сформировать более конкурентоспособную и масштабируемую оборонную экосистему для обеих стран.


 3. СПГ и судостроение: движение тихоокеанских технологий к Средиземному морю


 Республика Корея является крупнейшим в мире производителем СПГ-танкеров. С учётом расширяющейся торговли энергоресурсами Турции и её стратегического положения на оси Средиземное море – Черное море сотрудничество может укрепить турецкую логистическую инфраструктуру, способствовать совместному строительству СПГ-танкеров и FSRU, а также расширить доступ к высокотехнологичным морским и оффшорным проектам. Кроме того, оно открывает путь к совместной работе в области глубоководных трубопроводов, интеллектуальных портовых систем и крупнотоннажных морских инженерных проектов. Этот сектор может стать ключевым инструментом усиления роли Турции в региональной энергетической безопасности.

 

4. Цифровой переход и зеленая энергетика: совместная основа для будущих технологий


 Меморандум включает сотрудничество в области искусственного интеллекта, аккумуляторных технологий, зеленого водорода, систем накопления энергии и цифровой инфраструктуры. Это свидетельствует о том, что энергетическая и технологическая политика Турции после 2025 года будет в большей степени согласована с азиатскими стандартами. Сочетание корейского лидерства в аккумуляторных и водородных технологиях и расширяющегося промышленного и логистического потенциала Турции может сформировать устойчивую и долгосрочную технологическую ось между двумя странами.

 

5. Геополитическая интерпретация: кто приветствует и кто насторожен


 Соглашение имеет не только техническое, но и геополитическое измерение. Европа в целом положительно относится к укреплению турецкого доступа к низкоуглеродным технологиям через Корею. Страны Персидского залива рассматривают сотрудничество как возможность интеграции собственных региональных проектов. Япония может воспринимать усиление турецко-корейского оборонного взаимодействия как элемент конкуренции. Китай будет внимательно следить за углублением азиатско-тихоокеанского сотрудничества Турции и Кореи с точки зрения регионального влияния. США, вероятнее всего, будут оценивать ускоренное сближение Турции и Кореи в ядерной и оборонной сферах с осторожностью и стратегическим анализом. Для Турции соглашение является примером многовекторной внешней политики, позволяющим укреплять партнерства в Азии при сохранении баланса в отношениях с западными союзниками.


Заключение: формирование новой стратегической оси Азия – Средиземноморье


 Меморандум между Турцией и Республикой Корея выходит за рамки простого коммерческого сотрудничества и создает новый геополитический коридор в сферах энергетики, обороны, цифровой инфраструктуры и передовых технологий. Это соглашение формирует новый стратегический столп для энергетической безопасности Турции, обеспечивает Республике Корея прямой доступ к границам Европы и Ближнего Востока и создает многоуровневую ось, соединяющую Азию и Средиземноморье через энергию и технологии. На фоне ускоряющейся глобальной конкуренции своевременность этого соглашения представляет собой стратегическое преимущество как для Анкары, так и для Сеула. По мере конкретизации совместных проектов в области SMR, логистики СПГ и оборонных технологий эта стратегическая ось будет проявляться все более четко.

 

 
 
 

Comments


bottom of page